Arkadaşlar tekrar bir araya

Arkadaşlar bir araya geliyor ve biz bunu mutfaklarından ve yatak odalarından alkış tutan insanlarla bir web çağrısında yapmak istemedik” dedi. Friends’in özel bölümü duyurusu ... Bir butona tıklamakla yeni arkadaşlar ve bağlantılar edinebiliyoruz. Ancak yüzlerce online arkadaşa sahip olmak, birebir zaman geçirebileceğiniz bir tane yakın arkadaşa sahip olmak gibi değil. Online arkadaşlar bir kriz anında size sarılamazlar, hasta olduğunuzda ziyaret edemezler veya sizinle bir şeyi kutlayamazlar. Bafra Lisesi'nin 6 MAT C Sınıfından 1989 yılında mezun olan lise arkadaşları 30 yıl sonra tekrar bir araya geldiler. Tekrar etmem gerekirse, arkadaşlık bir anda olup bitecek bir şey değildir. Bu konuda mutlaka ısrarcı davranman önemlidir. Potansiyel arkadaşlarla bir araya geldiğinde onlarla birlikte daha fazla şey yapmaya çalışmalısın. Bu sana daha derin ilişkiler oluşturma konusunda yardımcı olacaktır. Ancak birbirine oldukça bağlı olan bu yakın arkadaşlar 30’larda aniden dağılmaya başlayacaktır. Aradan geçen yılların sonucunda David’in 60’ların sonuna doğru beraber büyüdükleri yer olan New York’a geri dönmesi arkadaşların tekrar bir araya gelmesini sağlayacaktır. 1984 yılında yayınlanan “Once Upon A Time ... Okul arkadaşları 32 yıl sonra bir araya geldi Afyonkarahisar Merkez Ticaret Lisesinde birlikte okuyan arkadaşlar Ramazan Bayramı'nı fırsat bilerek, mezun olduktan 32 yıl sonra bir araya geldi.

YURT DIŞINDA NASIL ÇIKILIR #1 ÖĞRENCİ

2020.08.15 23:12 yuzenpipi YURT DIŞINDA NASIL ÇIKILIR #1 ÖĞRENCİ

Evet merhabalar sevgili KGB üyeleri ben yuzenpipi ve sizler için bir seri başlatıyorum ve aşağıdaki sorularınıza yanıtlar vereceğim bu seriyi bir süre devam ettireceğim ve her gece ikide bu serinin bir partını atmak kaydıyla devam edecek. Umarım yazdıklarımı okuduğunuzda az da olsa kafanızdaki soru işaretlerini giderebilirim ve bişeyler anlamanızı sağlarım belki de birilerinin fikirlerini değiştiririm. Bu günkü konumuz başlıkta da yazdığı üzere "ÖĞRENCİ OLARAK YURT DIŞINDA GİTMEK VE O ÜLKELERDE YAŞAM KURMAK" adlı konuya bu gün elimden geldiğince değinmeye çalışacağım ve seri boyunca aşağıda da belirttiğim spesifik olarak değişkenlik gösteren sorulara kesin olmayan ama genel yanıtlar vermeye çalışacağım. Umarım beğenirsiniz ve işinize yarar, şimdi başlayalım. Uzun araştırmalarım ve deneyimlerim sonucunda çıkardığım bilgileri sizlerle paylaşıyorum bazı bilgiler için aşağıda yorumlar kısmında sizler için bir kaynakça link haritası olacak oraya da bir göz atmayı ihmal etmeyiniz. yuzenpipi gururla sunar.
  1. "Yurt dışına nasıl çıkılır? "
  2. "Yurt dışına gittiğimizde neler yapılmalıdır?"
  3. "Yurt dışında ne yapılır?"
  4. "Orada sağlık sorunları yaşarsam ilk olarak neye başvurmalıyım? "
  5. "Kur bu haldeyken orada nasıl yaşarım nasıl geçinirim? "
  6. "Dil yok ya da çok iyi değil ne yapabilirim insanlarla nasıl rahatlıkla bağ kurabilirim gitmeden bunu nasıl düzeltebilirim?"
  7. "Orada ya da başka bir ülkede öğrenimimi tamamladım orada yaşamaya nasıl devam ederim?"
  8. "Para nasıl kazanırım?"
  9. "Orada öğrencilere nasıl davranılıyor ya da ben öğrenciyken aldığım reaksiyonlar nasıl olacak alt tabaka gibi görülecek miyim?"
  10. "Gerçekten Türklere ve Müslümanla bir ırkçılık var mı eğer varsa bunun üstesinden nasıl gelirim?"
  11. "Can güvenliğimi kesin olarak sağlayabilecek miyim?"
  12. "Okuldan mezun olduktan sonra hemen iş bulabilecek miyim yoksa uzun bir iş arama serüveni beni mi bekliyor?"
  13. "Uluslararası sertifika/Mavi sertifika/Evrensel sertifika nedir ne işe yarar ne gibi avantajları dezavantajları vardır?"
  14. "Yurt mu ev mi ya da bizim gibi AB üyesi olmayan ülkelerin vatandaşlarından olan insanlar için yurt avantajı var mı?"
  15. "Ciddi bir kültürel fark var mı?"
  16. "Eğer ciddi bir kültürel fark varsa nasıl rahatlıkla bağ kuracağız püf noktaları nedir?"
  17. "Asimile nasıl olunur? İyi bir şey midir?"
  18. "Bursluluk için hangi sınavlara girmeliyiz Hangi okullar burs veriyor ve hangi şartları yerine getirmeliyiz?"
  19. "Sadece para kullanılarak hangi yolu izlenilerek gidilir orada okula nasıl başlanılır"
  20. "Amerika kıtasında mı yoksa Avrupa kıtasında mı okunmalı ne gibi avantajları var?"
  21. "Neden Türkiye değil?"
  22. "Türkiye ile aralarındaki net farklar nedir? "
  23. "Yurt dışında yaşayacağımız ve bizi baltalayacak sorunlar ne olacak çözümleri genel olarak nelerdir? "
  24. "Bu serüvene kimler katılmalıdır ve kimler galip ayrılabilir?"
  25. "Nelerden uzak durulmalı ve ne gibi kurumlarla bağlantılarımızı asla kesmemeliyiz?"
-Daha çok soru yazılabilir ama bunların yeterli olduğunu düşünüyorum eğer aklınızda kalan extra sorular olursa ben buradayım comment kısmında sorularınızı bana yöneltmenizi istiyorum aşırı bir soru olduğunu düşünüyorsanız özelden de ulaşabilirsiniz. Bu serinin ilgi göreceğini düşünüyor desteklerinizi bekliyorum. Follow atarak da attıklarımı daha hızlı görebilirsiniz. Her neyse soruları cevaplamaya başlayalım.
Evet ilk sorumuzu kendimize sorarak ve cevaplayarak başlayalım. "Yurt dışına nasıl çıkılır?" Yurt dışına çıkmak için bağzı yeterlilillerinizin olması gerekiyor: Pasaport sahibi olmak ülke vize istiyorsa vize almak, bolca para ve muhtemelen ingilizce olmakla beraber o ülkenin vatandaşlarıyla iletişim kurabileceğiniz bir dili bilmek/öğrenmek. Bu soruyu her gün sorup farklı şekillerde yanıtlayacağımdan bu gün öğrenci olarak gitmek konusunda yanıtlıyorum. Yabancı ülkeye Türkiyede okuduğunuz üniversitenin erasmus programına katılarak, yurt dışında okumak için o ülkenin üniversitelerinin yabancı öğrenci için ayrılan kontenjanına burslu girerek ya da para vererek. Bu soruya yeterince zaman ayırdık diğer sorumuza geçelim.
Evet ikinci sorumuzu da kendimize soruyor ve olabildiğince genel hatlarıyla yanıtlamaya çalışıyoruz. "Yurt dışına gittiğimizde neler yapılmalıdır?" Bu soru da her gün sorulacak ve farklı cevaplar verilerek noktalanacak bir soru olduğundan direkt öğrenci olarak gittiğimizde ne yapmalıyız adlı soruya yanaşıyoruz. Şu an Amerika, Almanya, Hollanda, Ukrayna, İtalya, İspanya, Rusya gibi ülkelerde okuyan bir çok yabancı uyruklu öğrenci var. Bu ülkeler en çok yabancı öğrenci çeken ülkeler arasında zirveyi paylaşan ülkeler. Şimdi diyelim ki biz oraya gitme kararı aldık ve burdaki işlemlerimizi tamamladık ardından uçağa bindik ve X ülkesinin Y şehrinin Z üniversitesine öğrenci olarak öğrenim görmek için gidiyoruz ve artık X ülkesinin havaalanındayız. Burdan sonra ne yapmalıyız? Başlangıç olarak konsoloslukla hemen iletişime geçip kendinizi konsolosluğa tanıtmanız gerekiyor ki bir sorun olduğunda size daha kolay yardım edebilsinler. Ardından çok zaman geçmeden üniversitenizle hemen yüz yüze iletişime geçin ve kayıt vs işlemlerinizi tamamlayın ki ileride size ciddi sorunlar doğurmasın. Ardından yurtta kalacaksanız özel ya da üniversitenin yurtlarından artık bakın başvurunuzu yapın (ki bunu daha önceden internet aracılığıyla yapmanız gerekiyor) artık kalacak yeriniz hazırdır. Evde kalmak istiyorum diyorsanız ülke değiştirmeden orada kiralık evlere bakmanızı öneririm ve o ülkede öğrenci statüsüyle ev nasıl kiralanır (bu konuda bilgim yok) konusunu derinlemesine araştırmanızı öneririm. Bu soruyu da yeteri kadar incelediğimize inanıyorum artık diğer soruya geçelim.
Evet üçüncü sorumuza da geldik. Sorumuz "Yurt dışında ne yapılır?". Cevabı çok uzun olmasa gerek. Suça bulaşmadığınız sürece özgürsünüz dikkatli olun çünkü evinizde değilsiniz. Eğer bir suç işlerseniz sınır dışı edilerek rüyanızdan uyandırılırsınız bunu yaşamak istemezsiniz. Uyuşturucudan ve aşırı alkolden uzak durun çünkü muhtemelen hayatınızı mahfedecek unsurlar bunlar olacak
Dördüncü sorumuza da geldik "Orada sağlık sorunları yaşarsam nereye baş vurmalıyım?" Öncelikle çok ciddi bir sorununuz yoksa kendi kendinizi tedavi etmeye çalışın. Ama biz uç noktaları konuşmaya geldik buraya. Tabii ki başlangıç olarak hastaneye başvurmanız ve yabancı uyruklu insan olarak girişinizi yapmanız gerekiyor. Bir sigortanız olmadığı için muhtemelen hastane masraflarınız biraz cebinizi titretebilir. Onun yerine okulunuza rapor verip kaydınızı geçici süreliğine onlineye alarak (her üniversitede olmadığını düşünğyorum online olayının) Türkiyeye geri dönüp burada sağlık sorunlarınızı daha kolay giderebilirsiniz. Tabii konsoloslukla da iletişime geçmeyi unutmayın. Bu sorumuzu da noktalıyor ve diğer sorumuza geçiyorum.
Beşinci sorumuza da gelmiş bulunmaktayız. "Kur bu haldeyken orada nasıl yaşarım nasıl geçinirim?" Evet ne yazıkki Türk Lirası gün geçmiyor ki değer kaybetmesin ama buna kişisel olarak hiçbir müdeahalede bulunamayacağımızdan yapacak bişi olmadığını düşünüyorum. Bu konuda Ukrayna revaçta çünkü 1 Ukrayna Hryvniası 0.27 türk lirası olduğundan ve bu ülkenin para birimi değersiz olduğundan orda biraz daha ucuza yaşarsınız. Güzel kızları ve alkol ucuzluğunun da bağzı yan güzelliklerinden olduğunu söyleyebilirim. Ama ne yazıkki sizin ilgilendiğiniz ev kiraları olsun okul masrafları olsun hepsi dolarla olduğundan yine de paçayı kurtarmış sayılmazsınız. Başka bir ülkede bu serüvene başlayacağım derseniz okul masrafları ve ev kirası konusunda eğer burs almazsanız ailenizden iyi bir maddi destek almanız gerek yoksa başka türlü hayatta kalmanız mümkün değil. Eğer burs kazanırsanız işiniz biraz daha rahatlar diye düşünüyorum aksi taktirde çalışmanız gerekiyor. Çalışmak için de çalışma iznine ihtiyacınız var o da ülkeyle bayağı bir dilekçeleşmeniz ve konsolosluktan yardım almanız manasına geliyor tam olarak nasıl alındığı konusunda net bir bilgim olmadığı için yine destekçiniz google olacak.
Ever altıncı sorumuza geldik hadi bunu da dillendirelim. "Dil yok ya da iyi değil insanlarla nasıl bağ kurabilirim ya da gitmeden nasıl düzeltebilirim" Evet ne yazıkki Türk öğrencilerinin genel problemi senelerce İngilizce dersi gösterilmesine rağmen iki cümleyi bir araya getiremiyoruz. Bu konuda bireysel olarak çabalamazsak, kendimize güvenmezsek ve istekli olmazsak ne yazıkki ne kadar uğraşırsak uğraşalım hep ikinci adımımız boşluğa basacaktır. Neyse hadi lafı biraz toparlayalım Yabancı dil hiç yok nasıl öğrenebilirim? Bu soruya cevaplar yine kollara ayrılıyor bundan dolayı ilk cevabımıza bakalım. Tabii ki çoğu insanın da aklına geldiği gibi dil öğretim kurslarına başvurmak. Bu kurslar ne yazıkki çok ucuz olmamakla birlikte başarısız olma şansınızı da işin içine eklenmesiyle biliniyor ama kendinize güveniyor ve bu konuda başarılı olacağınızı düşünüyorsanız ceplerinizi boşaltmaya hazır olun. Evet bu Dil bilmeme sorununun ikinci bir çözümü de var elbet bu da tabii ki evde kendi kendine öğrenmek. Başlangıç olarak kelime hazinenizi geliştirmeniz gerekiyor bunu da en kolay sözlük ezberleyerek yapabilirsiniz. Tabii ki dil şıp diye öğrenilmiyor çaba istiyor vakit istiyor ve sabır istiyor. O yüzden günde en az iki üç saatlik mesaileriniz için kahvelerinizi hazırlayın. Kelime öğrenmenin binlerce püf noktası var ama ben %99 akılda kalacak olan yöntemi söyleyeyim size, kelimeleri anlamlarıyla birlikte defalarca ve defalarca kez yazmak. Benim önerim bir sayfayı dolduracak şekilde bir kelimeye vakit ve enerji ayırırsanız muhtemelen ölüm döşeğindeyken bile o kelimeyi hatırlayabilirsiniz. Bu çok zor ve uğraştırıcı dediğinizi duyar gibiyim. Kimse kolay olacak demedi zaten unutmayın. Evet şimdi kelime sorununu çözdük ardından grammar dediğimiz cümle kurma sorununa gelelim. Ne yazıkki bu da ezber dışında hiçbir yolu yok ve bunun çözümü de sadece ve sadece pratikten geçiyor. Benim yine sizlere en etkili öğrenme metodu olarak göstereceğim yol defalarca kez cümle kurup bunu yazıya dökmek olacaktır. Grammar sorununu da hallettiğimizi düşünüyorsak artık telaffuz etmeye geldi diyeceksiniz merak etmeyin bunun da çözümü var. Bu kelimeleri yazarken yazmaya başlamadan nasıl telaffuz edildiğini öğrenmeniz ve yazarken sürekli içinizden tekrar etmeniz cümle kurarken de bu sürekli tekrar ettiğiniz kelimeleri birleştirerek kullanmanız sizi telaffuz açısından ileriye taşıyacaktır. Son olarak akıcı konuşmaya dökmek kaldı. Bunun için yine birden fazla yolumuz var ben hepsine değinmeyeceğim fakat bir ikisinden bahsetmeden de geçemem. İlk olarak aynaya karşı konuşmak. Bir aynanın karşısına oturarak kendinize doğru telaffuz etmek kaydıyla sorular yöneltip geri sorular ve cevaplar verirseniz konuşma konusunda ilerleme kat etmeye başlarsınız. İkinci yolumuz ise o dili bilen arkadaşlarımızla oturup sohbet etmek ama ne yazıkki Türkiyede yabancı dil bilen Türk sayısı az ve çoğumuzun böyle bir arkadaşı yok ondan dolayı olanlar kendini şanslı saymalı ve o kişiyle pratikler yapmalıdır. Üçüncü yolumuz para vererek internet üzerinden bağzı yabancı dil bilen hocalarla facetime konuşma gerçekleştirmek. Neden para veriyoruz? dediğinizi hissediyorum bunun sebebi de böyle platformlar olması ve çoğusunun paralı üyelik istiyor olması. Bu soruya çok vakit ayırdık umarım anlaşılır olmuştur.
Yedinci sorumuza geldik bu spesifik bir soru olduğundan kesin cevapları veremiyorum ne yazıkki . Fazla uzatmadan hemen soruya ve cevaplarına geçelim: "Orada ya da başka bir ülkede lisans/yüksek lisans eğitimimi tamamladım orada nasıl kalabilirim?". Evet sorumuz yine aşırı ucu açık olan ve cevapları ülkeden ülkeye değişebilecek bir soru ama biz uzatmadan genel cevapları verelim. Daha net cevaplar arayan arkadaşlar google uygulamasına sorularını yönelterek cevaplarına ulaşabilirler ben sadece burda sistem nasıl işliyor onu anlatmaya çalışıyorum. Neyse biz cevabımıza geçelim. Öncelikle o ülkenin vatandaşı olmak için gereken şartları yerine getirmemiz lazım. Bu şartları yerine getirdikten sonra muhtemelen bir miktar para ödeyerek ya da bir mülk sahibi olarak vatandaşlığı elde edebiliriz. Bunlar zor derseniz çoğu ülkede geçerli olan evlilik yoluyla vatandaşlık alabilirsiniz. Bu konuda yardımcı olan bağzı insanlar var antlaşmalı evlilik yaparak ve üzerine bir miktar para vererek hiçbir nafaka miras ya da mal mülk paylaşımı olmadan yapılıp sonlandırılan evlilikler var ve geçimini burdan sağlayan onca yabancı insan var bu insanlara da başvurarak düşük ücretlere vatandaşlık alabilirsiniz. Ya da birisini severek ve mutlu bir hayat yaşama ümidiyle de bir yuva kurabilirsiniz ve umarım da mutlu bir hayat yaşarsınız. Bir başka seçeneğimiz ise öğrenimimizin sonunda yaptığımız işe bağlı olarak çalıştığımız şirket aracılığıyla da vatandaşlık almak ve yerleşik düzene geçmek mümkün. Bu soruya da ayırdığımız vakit bu kadar.
Sekizinci sorumuza da geldik. Hadi bu sorunumuza da cevap vermeye çalışalım sorumuz gelsin. "Para nasıl kazanırım" herkesin cevabını rahatlıkla vereceği soruya biz yine de tüm kollarıyla cevap vermeye çalışalım. Öncelikle öğrenciyseniz ne yazıkki çalışma izninizi de daha alamamış olmanız yüksek ihtimalli. Bundan dolayı orada girdiğiniz işlerde size el altından düşük ücretler verecek ve muhtemelen çalışmamızın karşılığını bırakın beşte birini alacaksınız. Eğer bir Türk iş verene geldiyseniz maaşı alamamanız bile olası. Her neyse işlerin biraz daha yolunda gittiğini ve 1300 dolara yakın bir maaş aldığınız bir part time iş bulduğunuzu hayal edelim. Paranızın keyfini çıkarın. Bir başka seçenek sosyal medya üzerinden para kazanmak. Youtube/Twitch gibi platformlardan şansınızı deneyebilirsiniz. Bi de borsacılık var ama anlamadığımdan pek bişey yazamayacağım bu konu hakkında çünkü gerçekten hiçbir bilgim yok bilen arkadaşlar comment kısmına yazabilir borsa hakkında.
Evet hemen dokuzuncu sorumuzu da kendimize yönelterek yazımıza devam edelim. "Orada öğrencilere kötü davranılıyor mu alt tabaka haline geliyor muyuz?" Ülkeden ülkeye değişmek kaydıyla hem evet hem hayır. Türkler size muhtemelen kötü davranacak o yüzden uzak durun Türklerden ve çoğu insana öğrenci olduğunuzu belli etmemeye çalışın emin olun daha rahat edeceksiniz. Bu soru da bu şekilde noktalandı.
Onuncu sorumuzu da kendimize yöneltelim ve cevaplayalım. "Gerçekten Türklere ve Müslümanlara bir ırkçılık var mı üstesinden nasıl gelirim?" Yurt dışına çıkıp bir hayat kurmayı hedefleyen bir çok genç Türkün de aklında olan sorulardan bir tanesi, "ırkçılıkla karşılaşır mıyım?" ne yazıkki bu soru da değişkenlik gösterebildiği gibi evet cevaplarını da vermek mümkün keşke dünyada ırkçılık diye bir şey olmasa değil mi? Ama europa subunda bile Türk insanlarına nefret kusan insanları görebilirsiniz ondan dolayı bu soru bulunduğunuz yerden yere değişir. Almanyada ırkçılık yeme olasılığınız var ama bu muhtemelen Müslümanlığınızdan kaynaklı olacak ama Türklük de etkili bir etmen oluyor yediğiniz ırkçılık konusunda. Müslümanlara yapılan ırkçılığın nedenini az buçuk biliyorsunuzdur diye umuyorum ve zaten uzun olan bir yazıda buna da yer vermek istemiyorum merak edenler ufak araştırmalarla bulabilir. Irkçılığa maruz kalmamak için biraz daha karma toplumların yaşadığı yerleri tercih etmeniz ve ırkınızı dininizi dilinizi heryerde belli etmemenizi şiddetle tavsiye ederim yoksa bu zorbalıktan can tehlikenize kadar uzanan sonuçlar doğurabilir.
Yazıyı dün gece yarım bırakmıştım yorgunluktan şimdi devam ediyorum. Evet arkadaşlar diğer sorunumuza da gelelim. 11. sorumuzu kendimize yöneltiyoruz, "Can güvenliğimi kesin olarak sağlayabilecek miyim?". Evet bu sorunun cevabı ne yazıkki kesin olarak evet değil. Almanyada ve bir çok yabancı ülkede Türklerin öldürülmesi insanın içinde bir kuşku oluşturuyor ve acabalara yol açıyor. Bu konuda yine yapmanız gerekenler basit ve etkili yöntemler. Birinci adım olarak saçma ortamlara girmeyerek bir miktar kendinizi güvene alabilirsiniz. Uyuşturucu kullanılan ortamlardan uzak durmak gibi mesela. Bir başka adım olarak da ırkçılık görmenizi en aza indirmek için Türk olduğunuzu eğer Müslümansanız da dininizi de saklayarak sadece yakın olduğunuz kişilerle bir sırmış gibi paylaşarak yine zarar görme olasılığınızı azaltırsınız. Ülke değiştirmeden önce gideceğiniz ülkenin gideceğiniz il/semt/ilçe/eyalet/kasaba/köy/mevki artık her ne deniyorsa suç oranı araştırması yapabilir ve kiralayacağınız evin merkezi bir konumda olmasına özen gösterebilirsiniz. Son olarak bir gün içerisinde en az sizleri bir kere arayacak iletişim kuracak yakın dostluklar edinmenizi tavsiye ederim. Zaten ne yazıkki Türkiye'de de olmayan can güvenliğinizi orada da garanti edemiyor hiç kimse. Umarım şanslı olursunuz ve kimse size zarar vermeden yaşar gidersiniz. Bu soruya da ayırdığımız vakit bu kadar dikkatli olup tedbirli olmak da bizlerin elinde diğer sorunumuza geçmenin vakti geldi.
Onkinci sorumuzda bizi bekleyen önemli bir soru var. Gelecek kaygısından da olsa gerek bu soru için yine net bir cevap yok ama olabilecek en kesin cevapları vermeye çalışacağım. "İş bulabilecek miyim? Çalışabilecek miyim? İş şartları nasıl? Yoksa uzun bir iş arama serüveni beni mi bekliyor?" bu soruyu yabancı ülkeyi bırakın Türkiyede bile bol bol kendimize soruyoruz ne yazıkki. İş bulmak pek kolay değil ve çalışmanın da aynı şekilde kolay olmadığını söyleyebilirim. İş içim yine okuduğunuz bölüm çok önemli ama burgerking'te yerleri süpürerek almanyada 1.700(bin yediyüz) euro kazanmanız mümkün. İş için çok dert etmeniz gerekmiyor yani. Okuduğunuz bölümle doğru orantılı olarak iş seçenekleriniz ve maaş durumunuz değişkenlik gösterdiği gibi yazılımcılık konusunda bayağı etken rol oynayabilir ve yüksek ücretlerde iş bulabilirsiniz. İş bulmak genel olarak şans ve kişilik meselesi olduğundan kendinize güvenin ve iş aramaya şimdiden başlayın. Bu soruya da ayırdığımız vakit bu kadar googleden daha kesin bilgiler öğrenebileceğinizi eminim ki siz benden daha iyi biliyorsunuzdur.
On üçüncü sorumuza geldik şimdi de onu cevaplayalım." Uluslararası sertifika/Mavi sertifika/Evrensel sertifika nedir ne işe yarar ne gibi avantajları dezavantajları vardır?".Uluslararası sertifika, Mavi sertifika diye de adlandırılıyor, her ülkede bu sertifika ile iş bulmanıza olanak tanır. Çoğu Türk üniversitesinden alamadığınız bu sertifikayı Kiev, Cambridge... gibi üniversiteler (yazıyı uzatmamak için daha fazla örnekler vermeyeceğim) mavi sertifika veren üniversitelerdendir. Ukrayna fiyat bakımından biraz daha ucuz olduğundan tavsiye ederim ama ukrayna rüşvetler ülkesi olduğu için bir dersten geçmeniz için iyi bir para vermeniz gerekebilir ve bir çok yanıyla kötü bir ülke ukrayna fiyat bakımından Türk milletinin biraz daha erişebileceği bir ülke oluyor. Araştırmanızı ona göre yapmanız ve Almanya, İngiltere, Hollanda... gibi ülkeleri burs bakımından zorlamanızı tavsiye ederim. Bu sorumuzun da burda cevaplandığına inanıyorum ve diğer soruya geçiyorum.
On dördüncü sorumuz da yine akılları kurcalayan ve acaba derdirten sorulardan olmakla birlikte kesinliği yine belli olmayan bir "Yurt mu ev mi ya da bizim gibi AB üyesi olmayan ülkelerin vatandaşlarından olan insanlar için yurt avantajı var mı?" Bu sorumuzun çok kısa bir cevabı var. Hem evet hem hayır olmakla birlikte ülkeden ülkeye üniversiteden üniversiteye değişiyor ve bunu da Google ile araştırmanızı öneririm.
On beşinci sorumuza da gelelim hemen. "Ciddi bir kültürel fark var mı?". Soru saçma ya da basit gelebilir ama ne yazıkki kültürel farklar ciddi çatışmaları da beraberinde getirebiliyor. Biz Türk insanları olarak çoğu batı ülkesinden farklı olduğundan bu çatışmaların doğması çok doğal ama bu konuda yine yapacağınız bazı şeyler var. Üniversite seçimini yapacağınız ülkenin yerel kültürünü araştırıp biraz daha hakim olarak oraya gidip çok göze batabilecek hareketleri yapmanızı önleyebilir. Bu sorumuzu da bu şekilde noktalandırmış bulunmaktayız.
On altıncı sorumuzda ise bizi bir önceki sorumuzla alakalı bir soru bekliyor. "Eğer ciddi bir kültürel fark varsa nasıl rahatlıkla bağ kuracağız püf noktaları nedir?" Bu soru yine kısa cevap vereceğimiz uzun uzadıya gitmeyecek sorularımızdan olacak. Bizler Türkiyede büyümüş ve genel olarak Türk ve Arap karışımı örf görenek ve adetlerle yetişmiş ve bunlara alışık insanlar olarak (çevrenizden bunları gördük ne de olsa hep.) orada yabancılık çekmemiz doğal olacak. Bağzı davranışları bize benzemesine rağmen çoğunlukla net ayrımlar yaşayacağımız ülkede kendi örf adet ve geleneklerimizden uzak kalmak zorunda kalacağız. Benim için çok problem değil açıkcası zaten bu şekilde ben yetiştirilmedim ve bunları bilmiyorum ams bu şekilde yetişip gören arkadaşlar için zor ve uzun bir adapte olma süreci bekliyor. Çoğunluğun sizden olmayan yerlere kendi bildiklerinizi götürmeye uğraşmayın çünkü dışlanırsınız benden de bir tavsiye olsun bu. Bu soruyu bence yeterince cevapladığıma inanıyorum diğer soruya geçiyorum.
Diğer bir sorumuz olan On Yedinci sorumuza geldik. Bu sorumuz da yine son iki sorumuzla bağıntılı bir soru oluyor. "Asimile nasıl olunur? İyi bir şey midir?". Öncelikle asimile kelimesinin anlamına bakmak gerekiyor. Bilmeyenler için birebir TDK dan aldığım çeviri aynen şöyle diyor : "Asimile olmak kendi benliğini kaybetmek anlamına gelir. Kendi özünü, kendi yaşam biçimine ket vurup başka benlikleri özümsemek ve onlar gibi yaşamaya çalışmak asimile olmaktır. kendi benliğini, değerlerini, özünü kaybetmektir." yani lafın kısası kendi benliğini yitirip ve kendi milletinin özünü yitirmek anlamına da gelebilir. Asimile olmak belki burda yaşayan ailelerinize göre kötü bir şey olabilir ama siz orada bir hayat kuracak yeni bir sayfa açacaksanız asimile olmazsanız ne yazıkki tam anlamıyla oraya uyum sağlayamazsınız. Çok iyi bir olay olmamasına rağmen bağzen mecbur ve gerekli olabiliyor. Yine sizlere kalmış bir seçenek olacak. Bu sorumuzu da burda noktalayabiliriz. Bu sorumuzu da burda noktalayalım.
Bu soru daha ilgi çekici ve daha önemli olan ve herkesin aklına daha çok takılan bir soru."Bursluluk için hangi sınavlara girmeliyiz Hangi okullar burs veriyor ve hangi şartları yerine getirmeliyiz?" Ne yazıkki herkes bu konu hakkında çok bilgili değil ben yine sizi biraz aydınlatmaya çalışacağım. Unutmayın bu hangi adımları atmanız ve neleri araştırmanız ile ilgili bir seri burada herşey ile ilgili net ve tam bilgiler yok. Sizlere verdiğim konu başlıklarını sizlerin googleden daha derinlemesine araştırmanız gerekiyor. Şimdi sorumuzun cevabına gelelim. Ne yazıkki burs almak o kadar kolay değil her kurum burs vereceği öğrencileri belirlediği kriterlere göre değerlendirmektedir. Bu kriterlerin en başında akademik başarı yer alsa da spor veya sanat alanlarındaki başarılar da burs almak için yeterlidir.
Yurtdışı eğitim bursları son derece rekabetçi olmasıyla bilinir. Her yıl dünyanın çeşitli yerlerinden binlerce öğrenci bu sınırlı sayıdaki burslara başvurmaktadır. Bu yüzden burs veren kuruma öğrencinin profesyonel kişiler rehberliğinde başvurması kendini daha doğru ifade edebilmesi için son derece önemli oluyor. Burs almak için ihtiyacınız olan şeyleri aşağıda madde halinde yazıyorum.
Öğrencinin gideceği ülkenin dilini biliyor olması,
Akademik başarılar, not döküm belgesi (transkript), sportif başarılar (madalya, sertifika, lisans)
Eğer öğrenci başka bir kurumdan burs alıyorsa, burs aldığı kurumdan neden bursa seçildiğine dair referans mektubu
Niyet mektubuna ihtiyaç var
Burslar konusunda, akademik başarı, spor veya özel yeteneğe dayalı burslar için Amerikan Üniversiteleri daha cömert davranmaktadır. Yüksek lisans ve doktora burslarında Amerika, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda daha çok akademik başarıya dayalı burslarda yoğunlaşmışlardır. Üniversiteler özel bir alanda projesi olan ve/veya akademik kariyer hedefleyen öğrencilere öncelik tanımaktadır. Avrupa ülkelerinde ise üniversiteler burs konusunda öğrencinin, ülkenin dilini ne kadar iyi kullanabildiğine bakmaktadır. Avrupa Birliği Bakanlığı ise Avrupa Birliği alanında yüksek lisans yapmak isteyen öğrencileri burs imkanları sağlamaktadır.Yurtdışında öğrenciler çeşitli maliyetleri karşılamak zorundadır. Hiçbir ödeme yapmaksızın her şeyi kurumun ödemesi genellikle söz konusu değil tabii ki. Ancak yine de Yıllık kırk (40)bin, aylık bin(1000) dolara kadar ulaşan tam ya da kısmı burs imkanlarına eğitim, seyahat, yemek, konaklama ve vize masrafları gibi pek çok konu dahil edilebilmektedir. Ayrıca Amerika ve Kanada’daki pek çok üniversite akademik başarısı yüksek olan lisans öğrencilerine ve mezunlarına ücretli staj imkanları sunmaktadır.
Şimdiyse yurt dışı bursluluk başvuru şartlarına bakıyoruz. Aşağıda madde madde yazacağım. Yurtdışında burslu üniversite okumak isteyen öğrenciler için başvuru sırasında istenen belgeler farklılık gösterebilmektedir. Yine de temel başvuru evraklarını sıralamak gerekirse:
*Başvuru formu *Not döküm belgesi *Diploma *En az iki referans mektubu *Referans mektuplarının yeminli tercüman tarafından yapılmış çevirisi
*Yabancı dil seviyesini gösteren sınav sonuçları
Yine tabii ki şansınızı arttırmak için yapmanız gereken bağzı şeyler hala var. Başvuru sürecinde belgelerinin eksiksiz tamamlanması, son başvuru tarihinden önce gönderilmesi ve iyi yazılmış niyet mektubu başvuru sürecinde en çok dikkat edilmesi gerekenlerdir. Evet biliyorum bu sorunun uzun bir cevabı oldu ama açıklayıcı olduğuna inanıyorum.
Şimdi diğer sorumuza gelelim On Dokuzuncu sorumuzla da devam ediyoruz tabii ki de. Sorumuz ise "Sadece para kullanılarak hangi yolu izlenilerek gidilir orada okula nasıl başlanılır" Bu sorumuz da ilgi çekici bir soru ben yine kısa bilgileri vereyim. Parayla okumak için bir dilekçe yazmanız ve muhtemelen bir şirket aracılığıyla gitmeniz gerekiyor. Bunun için biçilmiş kaftan Ukrayna oluyor çünkü çok çok çok daha ucuz olmasıyla biliniyor bu ülke. Yıllık iki(2) bin dolar($)'a okuyabilirsiniz ve tıptan pilotluğa bir çok bölüm seçebilirsiniz bu konuda sizlere bir çok şirket yardımcı olabilir ve ufak araştırmalarla bulabilirsiniz. Onun dışında bir çok ülkenin üniversitesine para vererek yabancı öğrenci statüsüyle öğrenim hayatınıza başlatabilirsiniz. Bu sorumuzu da bu şekilde noktalıyor diğer sorumuza geçiyoruz.
Yirminci sorumuzu da kendimize yöneltiyoruz. "Amerika kıtasında mı yoksa Avrupa kıtasında mı okunmalı ne gibi avantajları var?". Bu sorunun değişkenlik gösteren cevapları olabilir ama ben sizlere yine de kendi fikrimi söyleyeyim. Bu sorunun cevabı biraz daha objektif kaçacaktır. Avrupada biraz daha kolay yaşayıp iş bulma olasılığınız artacağından sizleri okurken biraz daha maddi refaha eriştirecektir. Avrupanın hava şartları olsun ve Amerika/Kanada gibi ülkelere kıyasla bir tık daha ucuz olmasıyla mutlu edecek olan bir detay olacak ve ulaşımın da daha kolay ve rahat olması da ek bir "+" olacaktır. Şu an daha aklıma gelen bir ek olmadı ama hatırladıkça yorumlara yazmaya çalışacağım. Bu soruyu da noktalıyorum ve diğer soruyu cevaplamak üzere diğer soruya geçiyorum.
Yirmi Birinci sorumuzu da hızlıca kendimize sorup yanıtlayalım. "Neden Türkiye değil?" yani bu soruyu herkesin rahatlıkla yanıtlayacağını biliyorum ama bir iki örnek vererek yanıtlayayım. İğrenç okullar, yurtlar ve yemekhaneleri. Öğrenciye değer verilmemesi ve çoğu öğrencinin okumaya değil sex vs şeyler yapmak için okulları doldurup insanları yanlış yönlendirmeleri. Öğretim veremeyen rektör ve hocalar. Kütüphanesi olmayan koğuştan bozma "üniversiteler" halkın sürekli öğrencileri kazıklayıp herşeyi pahalıya satmaya, kiralamaya çalışması. Hayattan bezdiren bir psikolojik baskı, alım gücünün düşük olması. Ekonomik yetersizlikten iğrenç beslenmek ve mutsuz yaşamak. Üniversite mezunu olduktan sonra bile yüksek ihtimal iş bulamama sorunu yani işsizliğin hat safhada olması. Başınıza saçma bir olay gelip ölmeniz. Her an yaptığınız bir paylaşımdan dolayı hapsi boylamanız. Çoğu üniversitenin uluslararası sertifika verememesi ve daha sayılabilecek binlerce kötü özelliğiyle türkiye okumak için zengin olmanız gereken bir ülke. O yüzden daha fazla uzatmanın manası olmadığını düşünüyor diğer soruya geçiyorum.
Yirmi İkinci sorumuzla devam ediyor lafı daha fazla uzatmıyorum. Sorumuz şöyle "Türkiye ile aralarındaki net farklar nedir? " Daha deminki sorumuzun cevaplarında olabildiğince belli oldu gibi duruyor ama ben yine de ufak bir şekilde sizlere özet geçeyim. Okul statüsünün çok çok yüksek olması, uluslararası sertifika veriyor olması, öğrenciye verilen değerin fazla olması, zengin kütüphanler ve yüksek yaşam standartları Avrupanın/Amerikanın Türkiyeden öne çıkan özellikleri oluyor. Bu kısa soruyu da bitirip diğer bir sorumuza geçiyoruz.
Yirmi Üçüncü sorumuzda ise bizi "Yurt dışında yaşayacağımız ve bizi baltalayacak sorunlar ne olacak çözümleri genel olarak nelerdir? " bekliyor bu sorumuzun da cevapları çok uzun ve ilginç olmasa gerek çünkü çoğumuz bu sorunun cevabını biliyoruz. Kur farkından dolayı ailemizden ya da birikmiş paramız vasıtasıyla gittiğimiz ülkede paramız neredeyse onda birine (1/10) düşüyor. İşin maddi boyutu bir yana (muhtemelen) senelerce birlikte yaşadığımız ailemizden uzak kalmak ve bu uzun okuma yılları içerisinde ailenizden birisini kaybetme olasılığınız psikolojik olarak sizi aşırı yıpratabilir. Kendi benliğinizi mecburen erittiğiniz yabancı topraklarda sizlere ikinci (2.) sınıf insan muamelesi yapmaları da söz konusu olduğu gibi kalbi ve duyguları hassas olan kişiler için zor zamanlar bekliyor olacaktır. Bu sorumuzu da atlattık ve diğer sorumuza geçiyoruz.
Yirmi dördüncü sorumuzda bizleri karşılayan şu soru dikkat çekiyor. Yine kilit bir soru olan bu sorunun cevabı bu yazıyı okuyan herkes için bir dönüm noktası olabilir. "Bu serüvene kimler katılmalıdır ve kimler galip ayrılabilir?" evet bu soruyu başta sorup cevaplamam lazımdı ama ancak sıra geldi diyebilirim. Sorumuzun cevabı basit olacak yine. Unutmayın bu soru öğrencilik için geçerli olduğundan seri boyunca cevabı gelecek sorulardan olacak. Bu serüven için uygun adaylarımız yabancı dili iyi olan, parası olan (aylık bin (1000) dolar kazancı olan (ailesinin ya da kendisinin)), birikmiş parayla gidilecekse ( Ukrayna için bile neredeyse üç yüz bin (300.000) Türk Lirası gerekiyor) yüksek meblağlarda paraya ihtiyacınız olacak. Yaşınız 17den büyük ve tahminimce 28den küçük olmalı ki orada rahat ediniz. Ama kesin bir yaş sınırı yok ben sadece kendi düşüncemi söylüyorum unutmayın. Sabıkanızın olmaması ve iyi bir eğitim başarınızın olması da sizi bu yönde bayağı bir etkileyecek bir husus olacak. Bu soruyu da cevapladık sanıyor diğer sorumuza geçiyorum.
Yirmi Beşinci sorumuza geldik. Buraya kadar geldiysen neredeyse finale gelmişsin demektir. Çok az kaldı biraz daha okumaya devam et ve sonunu getir. Bu uzun yazıyı yazarken olabildiğince imla kurallarına dikkat etmeye çalıştım ve anlaşılabilir yazmaya çalıştım. Eksiklerimin olduğunun ben de farkındayım ama umarım senin için bilgilendirici bir yazı olmuştur. Hadi şimdi sorumuza geçelim "Nelerden uzak durulmalı ve ne gibi kurumlarla bağlantılarımızı asla kesmemeliyiz?" bu sorumuz ülkeden ülkeye değiştiği için sizleri yine yeni bir google sekmesi bekliyor. Ben hızlıca ama gereklileri yazmaya çalışacağım. Türkleri koruma dernekleri gibi dernekler olabiliyor onlarla yine iletişimde olmanız gerekiyor. Okulun müdüriyet kısmıyla Türk konsolosluğuyla ve de polis merkezleriyle iletişiminizi gerçekleştirmeniz ve bir problem olduğunda bu gibi yerlere bilgilendirme sağlamanız lazım. Evet bu soru da burda biterek bu yazının sonuna geliyoruz. Umarım bağzı fikirleriniz yerine oturmuş sizleri bilgilendirmiş bir yazı olmuştur. Daha sorularınız olursa ben buralardayım bana sorularınızı yöneltebilirsiniz. Ben yuzenpipi ve sizlere iyi geceler diliyorum.
submitted by yuzenpipi to KGBTR [link] [comments]


2020.07.23 20:49 Snoo-66431 Step 1 tecrübesi

Merhaba arkadaşlar Step 1 çalışmamı sizinle paylaşmak isterim;
  1. Sınıftayken USMLE’nin ilk defa ismini duymuştum, araştırmaya başladım. 5’in sonunda bir şekilde ABD’de observership pozisyonu ayarladım, amacım hem tatil yapmak hem de Amerika’yı görüp ona göre TUS ve USMLE arasında bir karar vermekti. Gittiğimde sistemlerini çok beğendim ve çalışmaya karar verdim. Oradayken FA aldım direk okumaya başladım. Tabi ne yapacağımı bilmiyordum tam olarak, dönem arkadaşlarımdan, çevremden kimse çalışmıyordu bu sınava. Bi yıl hem TUS dershanesine gittim hem de FA okudum, USMLE açısından çok verimsiz bir yıldı, karambole çalıştım.
Bu sene başında (2019 Ekim) anki, sketchy ve Reddit ile tanıştım. Sınavı geçen ay (2020 Haziran) aldım ve 249 puan aldım. Başlıca çalışma kaynaklarım: (Önem sırasına göre yazdım)
Çalışma takvimim:
NBME 13: 237 (Genelde düşük tahmin ediyor) UWSA 1: 251 UWSA 2: 251
Gerçek Sınav: 249
Tavsiyeler: - Excel’de biraz komplike bir çalışma rehberi oluşturdum. Günlük kaç saat neyden ne kadar çalıştığımı analiz ediyordum. Ne kadar kart çözmüşüm, kart başı kaç dakika ayırmışım, günlük ortalamam nedir, istenen tarihe bitirmek için günde ne kadar çözmeliyim vs. Motivasyonda baya faydası oldu aslında ve işleri planladığım vakitte bitirmemi sağladı. Ama biraz detay oldu. - Eğer görsel hafızaysanız Sketchy videolarına mutlaka bakmanızı tavsiye ederim, anki kartları da yapılınca çok akılda kalıcı oluyor ve pek çok şey kafada oturuyor. Eğer Sketchy’den memnunsanız Picmonic de denemenizi tavsiye ederim, o sadece hafıza metodu olarak işe yarıyor, biraz kuru ezber ama pek çok biyokimyadaki ezber hastalığı Picmonic sayesinde öğrendim. - En kötü çalışma dönemim sınava 2 ay kalaydı. Bu dönem ise en önemli kısım. Başladığım hiç bir şeyi bitiremedim; UW ve anki kartları elimde kaldı. Buna pek çok mazeret bulabilirim ama size tavsiyem deparı son 2-3 ayınızda atın önceden yaptığınız sıkı çalışma faydalı ama unutmaya açık, son aylarda yapılan sıkı çalışmanın sınava etkisi çok daha yüksek olur. Ben son aylarda ilk aylarda çalıştığım gibi çalışsaydım 260+ alabileceğim inanıyorum. - Günde 300 kart yaparak anki brosu bitirdim ama tekrarları günde 1500 karta ulaştığı için sürdüremedim. Buradan pek çok bilgi kaybım olduğuna inanıyorum. Kartlar bittikten sonra 15 gün- 1 ay tekrar kartlarını eritmek için zaman bırakılmalıydı. - Sınav öncesinden uyanık olayım diye fazla demli çay içtim. Bu da ilk 5 dk içinde mola verme ihtiyacı doğurdu ve ilk iki bloğumu etkiledi. Denemelerinizi gerçek sınav gibi yapın, kahvaltıdan verdiğiniz aralara, yediğiniz şeylere kadar. Sınavda beyaz ekran gözümü rahatsız etti ve tüm sınavı siyah ekranda çözmek zorunda kaldım ama hiç siyah ekranla deneme yapmamıştım. Bunun da beni negatif etkilediğini düşünüyorum. Herhangi bir sorunuz varsa zevkle cevaplarım. Aynı zamanda Step2 için tavsiyelere ve yönlendirmeye açığım. İyi günler.
submitted by Snoo-66431 to UsmleTurkey [link] [comments]


2020.01.27 21:24 SodyumHidroksit Askere gittiğim ilk gün

Askere gittiğim ilk gün biz kısa dönemlere yepyeni temiz çarşaf verdiler. Ama yastıkları görseniz mideniz kalkar... Yastıklar simsiyah, sarı bile değil yani... Ben çarşıdan kendi yastığımı aldım, birkaç kısa dönem de çarşıdan satın aldı ya da araya komutan sokup temiz yastık aldılar... Uzun dönemlere yeni çarşaf zaten vermiyorlar... Anneler çocuklarının yattıkları yerleri görseler ya da yemek yedikleri yerleri görseler çocuklarını askere göndermezler.. Biz askerliğimize başladığımız ilk günden itibaren her kademeye şikayetlerimizi ilettik. Sorunlar çözülmese bile bazıları hafifledi. Askerde şikayet etmekten çekinmeyin, üst kademe görünce hemen yemeği tabağı, yastığı şikayet edin, yoksa sizi tertemiz bir yerde yatıyor süper temiz tabaklarda süper yemekler yiyor sanıyorlar... Ankaradaki komutlar darbe planlamakla uğraşacaklarına keşke tek bir askeri bile daha rahat ettirmek için neler yapabiliriz diye çalışsa...
Durum o kadar vahim ki ankaradan büyük bir komutan gelince depolardan temiz yastık kılıfları, çarşafalar çatal tabaklar tuzluklar çıkarılıyor... komutan gidene kadar kalıyor sonra komutan ayrılır ayrılmaz temiz çarşafları tekrar depolara kaldırıyorlar...
Tuvaletlerde sabun yok arkadaşlar, eğitim yapılan yerlerde bile sabun yok. Yani yatakhanelerde olmamasını bir şekilde tolere edebiliriz, kendimiz sabun satın alabiliriz ama eğitim yapılan yerlerde sabun yok ve askerler tuvalete giriyor ama sabun yok!!!! Hadi biz kısa dönemler yanımızda sabun taşıyabiliyoruz ama uzun dönemler yanlarında birşey taşasalar başlarına bela oluyor... Üstelik bir çok askerin maddi durumu sabun almaya elverişli değil... ASKERİYEDE SABUN YOK SABUN. Paraları golf sahalarına harcayanlar utansın...
Böyle ikiyüzlü birşey olamaz olmamalı ama askeriye burası oluyor işte... Asker kullansın diye alınan temiz çarşaflar askerden saklanıyor... Kimin malını kimden saklıyorsunuz...
Askerlik kısa dönemler için daha kolay ama beni en çok iğrendiren de kısa dönemlere iyi davranmaları, uzun dönem okumamış cocuklara hayvan muamelesi yapmaları oldu... Bana kötü davranılmadı, bana selam vermedin diye bile laf etmediler ama her konuda uzun dönem 18-20 yaşlarında evlerinden köylerinden ilk kez çıkan insanlara hiç bir musahama gösterilmemesi, sürekli ezmeleri midemi bulandırdı... Bu çocuklara, ana kuzularına yapılanlar emir komuta zinciri ile açıklanamaz. Askerde dayak yasak diyorlar ama dayak var ama öyle tokat yok... Genellikle omza sert vuruşlar, şiddetli iteklemelerle askerleri düşürmeler çok oluyor. Askerdeki hiçbir komutan hiçbir uzun dönem askeri umursamıyor. Üstelik bu askerler doğuya gidecek olanlar... Yani içlerinden her yıl mutlaka %1 ya da %2'sinin mutlaka ölmesi... Yani çok kötü davrandıkları bu çocukların bazılarının son günleri ve bunlara davranışları inanılır gibi değil...
Askerlikte beni en çok etkileyen şeylerden biri de askerlik yapanların fakirlikleri oldu. Askere giden çocuklara niye para toplandığını daha iyi anladım. Ama öyle fakir kişiler varki para toplayacak kimseleri de yok askere gelirken. Size tavsiyem askere giden bir tanıdığınız varsa mutlaka para gönderin. aylik 50 TL bile olsa para gönderin. 50 TL çok büyük para askerde... Devlet askere gidenlere aylık 17 TL maaş veriyor... Kısa dönem gidenler bile maddi sıkıntıdayken 15 ay askerlik yapan garibanları siz düşünün. Askerde aylik 17 TL ile geçinen çok insan gördüm. 17 TL ile ne alabileceğinizi siz düşünün. Askere giden herkese en azından yarım asgari ücret verilmeli. insanları hırsızlığa teşvik etmeyin... Aç bırakmayın askerleri, sigarasız bırakmayın... Çoğu asker terhis olunca eve gidecek yol parasını bile bulamıyor... Malesef eğer maddi gücünüz iyi ise askerde çok rahat edebilirsiniz, bir sigara ikram edin her kapıyı açıyor... Çok şükür maddi durumum iyi olduğu için asker yemeklerinden hemen hemen hiç yememeye çalıştım. Yemeklerin durumuna ayrıntılı girmek bile istemiyorum midem kalkıyor. Ama yemekten fare bile çıkabileceğini unutmayın....
Askeriyenin neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Bilgisayar yani exceli süper bildiğimiz varsayıldığından, allahtan excel'i de çok iyi biliyorum ve 10 parmak yazaibiliyorum, 1 hafta boyunca bir albayın yazıcılığını bile yaptım... Albay yolsuzluk araştırması için gelmişti orada duyduklarım yazdıklarıma hiç girmiyorum bile... Maddi yolsuzluklardan ziyada askere insan muamelesi yapılmaması midemi bulandırdı. Yoksa dağa çıkarken askere verilen ton balığını çalan komutanların durumunu ya da askeriyenin sabunlarını çalan komutanları hiç söylemiyorum bile... Bu tür adi hırsızlıklar her yerde olur diyerek kendimi avutma yoluna gidiyorum... Zaten uzun dönemler içinde bile bir hırsızla ya da katille aynı kğuşta yatacağınızı unutmayın, hırsızlık yaptığı ortaya çıksa bile hırsıza birşey olmuyor aynı yerde yatmaya devam ediyorsunuz... Pes diyorum başka birşey demiyorum....
İnsanları askerlikten soğutan, askerde aldıkları eğitimler, koşma atlama dersleri değil... Eğitimsiz yetersiz komutanların davranışları, askere değer vermemeleri, umursamamaları, çıkarcılıkları, üç kuruş için taklalar atmaları insanları askerlerden soğutuyor... Askerleri köle gibi hizmetçi gibi kullanmaları insanların zoruna gidiyor... Hem her işi askere yaptırıyorlar hem maaşı kendileri alıyorlar... Çayı asker yapıyor ayaklarına getiriyor, bilgisayara asker giriyor, her tür haberleşmeyi asker yapıyor, askeri asker kaldırıyor, eğitimi bile asker veriyor... bağırıp çağırma işini, hor görme işini komutanlar yapıyor... Zaten tek iyi yaptıkları şey de bu... Olmamalı, böyle olmamalı komutanlar daha kaliteli olmalı, aklı başında komutan yok mu? ankaradan görmüyorlar mı bunları???
Ben askere gitmeden önce askeriyeyi sever, en güvenilir kurum olarak görürdüm. Ama askerlik sonrası görüşlerim tamamen değişti... Bunca yıl gözlerim nasıl kör bir şekilde bakmış halen şaşıyorum... ama askeriyenin durumunu askere giden kimsenin anlatmaması ya da yazmaması da bu durumda etkili diye düşünüyorum. insanlar askerlikleri hakkında hiç kötü şeyleri anlatmıyorlar, sanki tatile gitmiş gibi davranıyorlar.. Bırakın arkadaşlarınızı, abilerimiz kuzenlerimiz bile askeriyede olanları tam anlatmıyorlar... Askeriyenin atmosferini mide bulandırıcı 2 yüzlü yapısını kimse görmek istemiyor... Ama ben göreceğimi gördüm kınalı kuzulara nasıl kötü davranıldığını gördüm... Askeriyenin bir ıslahat ihtyacı olduğunu gördüm. Askeriyede mantık değişmeli, her bir bireye değer verme zamanı geldi. Asker köyden bile gelmiş olsa, ilk defa normal yatakta yatıyor bile olsa o yatağı temiz yapmak zorundayız. Yatakhaneleri küçültmek zorundayız. Öğrenci yurdu gibi olmalı odalar, temiz olmalı konforlu olmalı... Eğitimler karma verilmemeli, bunu hiç bir askeri yetkili görmüyor mu???
Birlikte askerlik yaptığım kısa dönemlerin çoğu arkalarına bile bakmadan haklarını sorumlu herkese haram ederek kaçarcasına çıktılar teskere günü...
submitted by SodyumHidroksit to svihs [link] [comments]


2020.01.22 08:48 SodyumHidroksit Askere gittiğim ilk gün biz kısa dönemlere yepyeni temiz çarşaf verdiler. Ama yastıkları görseniz mideniz kalkar...

Askere gittiğim ilk gün biz kısa dönemlere yepyeni temiz çarşaf verdiler. Ama yastıkları görseniz mideniz kalkar... Yastıklar simsiyah, sarı bile değil yani... Ben çarşıdan kendi yastığımı aldım, birkaç kısa dönem de çarşıdan satın aldı ya da araya komutan sokup temiz yastık aldılar... Uzun dönemlere yeni çarşaf zaten vermiyorlar... Anneler çocuklarının yattıkları yerleri görseler ya da yemek yedikleri yerleri görseler çocuklarını askere göndermezler.. Biz askerliğimize başladığımız ilk günden itibaren her kademeye şikayetlerimizi ilettik. Sorunlar çözülmese bile bazıları hafifledi. Askerde şikayet etmekten çekinmeyin, üst kademe görünce hemen yemeği tabağı, yastığı şikayet edin, yoksa sizi tertemiz bir yerde yatıyor süper temiz tabaklarda süper yemekler yiyor sanıyorlar... Ankaradaki komutlar darbe planlamakla uğraşacaklarına keşke tek bir askeri bile daha rahat ettirmek için neler yapabiliriz diye çalışsa...
Durum o kadar vahim ki ankaradan büyük bir komutan gelince depolardan temiz yastık kılıfları, çarşafalar çatal tabaklar tuzluklar çıkarılıyor... komutan gidene kadar kalıyor sonra komutan ayrılır ayrılmaz temiz çarşafları tekrar depolara kaldırıyorlar...
Tuvaletlerde sabun yok arkadaşlar, eğitim yapılan yerlerde bile sabun yok. Yani yatakhanelerde olmamasını bir şekilde tolere edebiliriz, kendimiz sabun satın alabiliriz ama eğitim yapılan yerlerde sabun yok ve askerler tuvalete giriyor ama sabun yok!!!! Hadi biz kısa dönemler yanımızda sabun taşıyabiliyoruz ama uzun dönemler yanlarında birşey taşasalar başlarına bela oluyor... Üstelik bir çok askerin maddi durumu sabun almaya elverişli değil... ASKERİYEDE SABUN YOK SABUN. Paraları golf sahalarına harcayanlar utansın...
Böyle ikiyüzlü birşey olamaz olmamalı ama askeriye burası oluyor işte... Asker kullansın diye alınan temiz çarşaflar askerden saklanıyor... Kimin malını kimden saklıyorsunuz...
Askerlik kısa dönemler için daha kolay ama beni en çok iğrendiren de kısa dönemlere iyi davranmaları, uzun dönem okumamış cocuklara hayvan muamelesi yapmaları oldu... Bana kötü davranılmadı, bana selam vermedin diye bile laf etmediler ama her konuda uzun dönem 18-20 yaşlarında evlerinden köylerinden ilk kez çıkan insanlara hiç bir musahama gösterilmemesi, sürekli ezmeleri midemi bulandırdı... Bu çocuklara, ana kuzularına yapılanlar emir komuta zinciri ile açıklanamaz. Askerde dayak yasak diyorlar ama dayak var ama öyle tokat yok... Genellikle omza sert vuruşlar, şiddetli iteklemelerle askerleri düşürmeler çok oluyor. Askerdeki hiçbir komutan hiçbir uzun dönem askeri umursamıyor. Üstelik bu askerler doğuya gidecek olanlar... Yani içlerinden her yıl mutlaka %1 ya da %2'sinin mutlaka ölmesi... Yani çok kötü davrandıkları bu çocukların bazılarının son günleri ve bunlara davranışları inanılır gibi değil...
Askerlikte beni en çok etkileyen şeylerden biri de askerlik yapanların fakirlikleri oldu. Askere giden çocuklara niye para toplandığını daha iyi anladım. Ama öyle fakir kişiler varki para toplayacak kimseleri de yok askere gelirken. Size tavsiyem askere giden bir tanıdığınız varsa mutlaka para gönderin. aylik 50 TL bile olsa para gönderin. 50 TL çok büyük para askerde... Devlet askere gidenlere aylık 17 TL maaş veriyor... Kısa dönem gidenler bile maddi sıkıntıdayken 15 ay askerlik yapan garibanları siz düşünün. Askerde aylik 17 TL ile geçinen çok insan gördüm. 17 TL ile ne alabileceğinizi siz düşünün. Askere giden herkese en azından yarım asgari ücret verilmeli. insanları hırsızlığa teşvik etmeyin... Aç bırakmayın askerleri, sigarasız bırakmayın... Çoğu asker terhis olunca eve gidecek yol parasını bile bulamıyor... Malesef eğer maddi gücünüz iyi ise askerde çok rahat edebilirsiniz, bir sigara ikram edin her kapıyı açıyor... Çok şükür maddi durumum iyi olduğu için asker yemeklerinden hemen hemen hiç yememeye çalıştım. Yemeklerin durumuna ayrıntılı girmek bile istemiyorum midem kalkıyor. Ama yemekten fare bile çıkabileceğini unutmayın....
Askeriyenin neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Bilgisayar yani exceli süper bildiğimiz varsayıldığından, allahtan excel'i de çok iyi biliyorum ve 10 parmak yazaibiliyorum, 1 hafta boyunca bir albayın yazıcılığını bile yaptım... Albay yolsuzluk araştırması için gelmişti orada duyduklarım yazdıklarıma hiç girmiyorum bile... Maddi yolsuzluklardan ziyada askere insan muamelesi yapılmaması midemi bulandırdı. Yoksa dağa çıkarken askere verilen ton balığını çalan komutanların durumunu ya da askeriyenin sabunlarını çalan komutanları hiç söylemiyorum bile... Bu tür adi hırsızlıklar her yerde olur diyerek kendimi avutma yoluna gidiyorum... Zaten uzun dönemler içinde bile bir hırsızla ya da katille aynı kğuşta yatacağınızı unutmayın, hırsızlık yaptığı ortaya çıksa bile hırsıza birşey olmuyor aynı yerde yatmaya devam ediyorsunuz... Pes diyorum başka birşey demiyorum....
İnsanları askerlikten soğutan, askerde aldıkları eğitimler, koşma atlama dersleri değil... Eğitimsiz yetersiz komutanların davranışları, askere değer vermemeleri, umursamamaları, çıkarcılıkları, üç kuruş için taklalar atmaları insanları askerlerden soğutuyor... Askerleri köle gibi hizmetçi gibi kullanmaları insanların zoruna gidiyor... Hem her işi askere yaptırıyorlar hem maaşı kendileri alıyorlar... Çayı asker yapıyor ayaklarına getiriyor, bilgisayara asker giriyor, her tür haberleşmeyi asker yapıyor, askeri asker kaldırıyor, eğitimi bile asker veriyor... bağırıp çağırma işini, hor görme işini komutanlar yapıyor... Zaten tek iyi yaptıkları şey de bu... Olmamalı, böyle olmamalı komutanlar daha kaliteli olmalı, aklı başında komutan yok mu? ankaradan görmüyorlar mı bunları???
Ben askere gitmeden önce askeriyeyi sever, en güvenilir kurum olarak görürdüm. Ama askerlik sonrası görüşlerim tamamen değişti... Bunca yıl gözlerim nasıl kör bir şekilde bakmış halen şaşıyorum... ama askeriyenin durumunu askere giden kimsenin anlatmaması ya da yazmaması da bu durumda etkili diye düşünüyorum. insanlar askerlikleri hakkında hiç kötü şeyleri anlatmıyorlar, sanki tatile gitmiş gibi davranıyorlar.. Bırakın arkadaşlarınızı, abilerimiz kuzenlerimiz bile askeriyede olanları tam anlatmıyorlar... Askeriyenin atmosferini mide bulandırıcı 2 yüzlü yapısını kimse görmek istemiyor... Ama ben göreceğimi gördüm kınalı kuzulara nasıl kötü davranıldığını gördüm... Askeriyenin bir ıslahat ihtyacı olduğunu gördüm. Askeriyede mantık değişmeli, her bir bireye değer verme zamanı geldi. Asker köyden bile gelmiş olsa, ilk defa normal yatakta yatıyor bile olsa o yatağı temiz yapmak zorundayız. Yatakhaneleri küçültmek zorundayız. Öğrenci yurdu gibi olmalı odalar, temiz olmalı konforlu olmalı... Eğitimler karma verilmemeli, bunu hiç bir askeri yetkili görmüyor mu???
Birlikte askerlik yaptığım kısa dönemlerin çoğu arkalarına bile bakmadan haklarını sorumlu herkese haram ederek kaçarcasına çıktılar teskere günü...
submitted by SodyumHidroksit to kopyamakarna [link] [comments]


The Last Laugh  Resmi Fragman [HD]  Netflix Arkadaşlar İyidir 1.Bölüm  Gizem ve Seda yüzleşiyor! ESKİ SEVGİLİYLE TEKRAR BİR ARAYA GELMEMEK İÇİN 8 SEBEP ( ASLA SEVGİLİ OLUNMAYACAK İNSANLAR !! ) EFSANE İKİLİ TEKRARDAN YAN YANA ! COFFİN-TOSKA / DUO VS SQUAD ERANGEL 35 KILLS ÖNCE ÖLÇÜP BİÇTİLER! SORUN OLMADIĞINI ANLAYINCA OYNAMAYA BAŞLADILAR (BALAK VE KARABAŞ) One Direction Güncelleme  One Direction Tekrar Bir Araya ... Orço ve Alis tekrar bir arada! - YouTube Arkadaşlar İyidir 1.Bölüm  'Bir sırrın var mı?' KANGAL VS PRESA CANARİO !! HARİKA İKİ KÖPEK BİR ARADA ( YOK BÖYLE BİRŞEY)

İyi arkadaşlar edinmek için nelere dikkat etmeli? - Ayşe ...

  1. The Last Laugh Resmi Fragman [HD] Netflix
  2. Arkadaşlar İyidir 1.Bölüm Gizem ve Seda yüzleşiyor!
  3. ESKİ SEVGİLİYLE TEKRAR BİR ARAYA GELMEMEK İÇİN 8 SEBEP ( ASLA SEVGİLİ OLUNMAYACAK İNSANLAR !! )
  4. EFSANE İKİLİ TEKRARDAN YAN YANA ! COFFİN-TOSKA / DUO VS SQUAD ERANGEL 35 KILLS
  5. ÖNCE ÖLÇÜP BİÇTİLER! SORUN OLMADIĞINI ANLAYINCA OYNAMAYA BAŞLADILAR (BALAK VE KARABAŞ)
  6. One Direction Güncelleme One Direction Tekrar Bir Araya ...
  7. Orço ve Alis tekrar bir arada! - YouTube
  8. Arkadaşlar İyidir 1.Bölüm 'Bir sırrın var mı?'
  9. KANGAL VS PRESA CANARİO !! HARİKA İKİ KÖPEK BİR ARADA ( YOK BÖYLE BİRŞEY)

Emekli menajer Al Hart, temsil ettiği ilk sanatçı olan Buddy Green ile tekrar bir araya gelir. Al, eğlence sektöründen 50 yıl önce ayrılmış olan Buddy'yi kal... Merhaba arkadaşlar size daha önce bu köpeği çok kısa göstermiştim bugun tekrar bir araya geldiler süper oyun oynadılar köpek oyununu izlemeye doyamayacaksınız hem suya girdiler hem ... Hoş geldiniz! Ayrı bir heyecan ve keyifle çektiğimiz videomuz yayında. Çok istediniz, çok sordunuz ve sonunda Burak kanalımda! Videoyu izlerken, sorularla il... merhaba arkadaŞlar bugÜn kİ vİdeomuzda pubg mobİle tÜrkİyenİn efsane İkİlİsİ olan coffİn ve toskanin tekrar bİr araya gelİp erangel harİtasinda duo squad 35 kİll aldiĞi maÇi ... #OneDirection 'ın tekrar bir araya gelmesini istiyor insanlar. Peki ama bu ne zaman gerçekleşecek? Her Çarşamba, Cuma ve Pazar sizlerleyiz! Instagram' a da b... Merhaba arkadaşlar daha önce balak ve karabaşı sizlere göstermiştim bugün tekrar bir araya geldik zamanla büyüyorlar yakın köyümüzde olacaklar azapla tanışmaları iyi oldu çünkü ... “Arkadaşlar İyidir”in ilk bölümünde; Eren Kahraman, Seda Yılmaz, Merve Altınköprü ve Yunus Çağlayan, bir yıl önce üniversitede hazırlık okurken tanışmış olan... eskİ sevgİlİyle tekrar bİr araya gelmemek İÇİn 8 sebep ( asla sevgİlİ olunmayacak İnsanlar !! ) ÖnerdİĞİm vİdeolar erkeĞİ en kisa sÜrede tanimak İÇİn sormani... “Arkadaşlar İyidir”in ilk bölümünde; Eren Kahraman, Seda Yılmaz, Merve Altınköprü ve Yunus Çağlayan, bir yıl önce üniversitede hazırlık okurken tanışmış olan...